Bir Acayip Final

Konu İngiltere olunca genelde okuyucu, dinleyici olmayı tercih ediyorum. Benden çok daha fazla maç izleyen, PL'yi daha yakından takip eden arkadaşlarım var. Onlardan okumak hoşuma gidiyor ama bu haberi -hele ki benim de kara sularıma girmişken- görünce dayanamadım.

Biliyorsunuz, Capital Once Cup'ın finalistleri beklenmedik şekilde Swansea City ile Bradford City oldu. Swansea, Premier Lig'de mücadele etmesine karşın sonuçta bir Galler ekibi. eğer finali kazanıp da Avrupa'ya çıkarsa kimi temsil edeceği Ada'da epey bir tartışılmıştı. En sonunda İngiltere kontenjanından katılması sebebiyle durum netleşmişti ama dedik ya, bir acayip final. Bu kez öbür finalistten ilginç bir çıkış geldi.
2011/12 Avrupa Ligi sezonunda
Premier Lig ekiplerinin gelirleri

Bradford City'nin asbaşkanı Mark Lawn, eğer kupayı kazanırlarsa Avrupa Ligi'ne katılmayacaklarını açıkladı. The Sun'a verdiği demeçte “Villa’yı yendikten sonra bunu araştırdık ve bize maliyeti çok fazla olacak, orada olmayacağız” diyor Lawn. Nasıl olsa eleneceğize getirip ortaya yem de atmış ama en sonunda "Bu konuda çok ciddiyim" demeyi de ihmal etmemiş.

Mevzu Avrupa kupası olunca ben de arşivi biraz kurcaladım, geçen yıl Avrupa Ligi'nden kim ne kadar kazanmış baktım. 2011/12 sezonunda gruplara kalan İngiliz takımlarının kazandıkları paralar 3.5 milyon avro ile 2.88 milyon avro arasında değişiyor. Lawn'un abarttığı kadar da değil sanki... Yine de İngilizler için acayip bir final olacağı kesin.

Ecnebi gözüyle Burak Yılmaz


World Soccer Mart 2013 sayısındaki Burak portresi.
World Soccer hayranlıkla okuduğum bir dergi, içinde zaman zaman Türk futboluna dair detaylarla rastlamak da hoş oluyor. Mart 2013 sayılarında da Şampiyonlar Ligi’nin yükselen yıldızları başlıklı değerlendirmede Galatasaray’dan Burak Yılmaz’a da yer vermişler. Nick Bidwell zaten çok beğendiğim bir yazar, gözlem yeteneğine olan hayranlığım daha da arttı. Mükemmele yakın bir Burak portresi çizmiş. Yabancıların gözüyle Şampiyonlar Ligi’nin en golcü ismi Burak nasıl biri, onu görmek açısından Burak’la ilgili pasajı çeviriyorum. Ayrıca yazıda Türk asıllı İlkay Gündoğan’ın da kendine yer bulduğunu belirteyim.

***

Dünya çapındaki ünü ve gördüğü önüne geçilemez ilgi Didier Drogba’yı medyanın gözünde Galatasaray’ın gol ayağı olarak resmetmiş olabilir. Fakat bu en çok bugüne kadar İstanbul ekibinin 7 Şampiyonlar Ligi golünden 6’sını atan Burak’a haksızlık olur.

Geçen yaz Trabzonspor’dan Türk Telekom Arena’ya adım attığından beri Türkiye milli takımının santrforu üst düzey bir bitirici olduğunu ispatladı. Ligde düzenli gol attı ve Şampiyonlar Ligi’nde Cristiano Ronaldo ile birlikte grup aşamasının en golcü ismi oldu. Burak’ın golleri ve ön alandaki efektifliği olmasaydı Galatasaray bu noktaya kadar gelemezdi. Öte yandan Trabzonspor’daki gollerine karşın birçok sarı-kırmızılı taraftar 5 milyon € değerindeki transferlerinin yeterince iyi olmadığını düşünüyordu. Gerekçe olarak da 27 yaşındaki oyuncunun Beşiktaş ve Fenerbahçe’deki başarısız dönemi ve Trabzonspor’la Şampiyonlar Ligi’nde gol atamamış olmasını işaret ediyorlardı.

Burak eleştirileri aşak ve nefret gibi uçlarda yaşayan bir oyuncu. Kendini yere atması, yetersiz top kontrolü ve çokça ofsayta düşmesi gibi hataları, golcü gözüne, boşlukları iyi sevmesine ve ara paslardaki başarısı gibi güçlü yönleri kadar konuşulan bir isim. Böyle bir durum karşısında bazı oyuncular pes eder. Fakat Burak savaşmayı seçti ve ateşe ateşle karşılık verdi. Dikkatini eksiklerini gidermeye yoğunlaştırıp onları törpüledi.

Aynı zamanda 2006’da ona ilk milli formayı veren Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, onun bu kavgasında ona en uygun isimlerden biri. Ayrıca Manisaspor ve Trabzonspor’da da birlikte oynadığı yakın arkadaşı Selçuk İnan onun en çok güvendiği, ona en çok servis sağlayan isim.

Burak, Galatasaray’ın iki devasa transferinden faydalanma konusunda her şansa sahip. Rakip Drogba ile boğuşmak zorunda kalırken Burak boşluklara daha iyi sızabilir ve Hollandalı oyun kurucu Wesley Sneijder’in servislerinin de tadını çıkarabilir.

Nick Bidwell / World Soccer, Mart 2013

Hayatım Futbol #69

Evet, Türkiye'de 69 sayıdır sektirmeden çıkan, haftalık bir futbol dergisi var... Her Cuma olduğu gibi bu Cuma da önce iPad'de, ardından internette dergi yayınlandı. Bu haftaki kapak konumuz hafta içindeki Galatasaray-Schalke ve diğer Şampiyonlar Ligi karşılaşmaları. Özellikle Schalke 04'ün Galatasaray'a karşı nasıl oynayacağını merak edenler sevgili Orhan Uluca'nın yazısına göz atsınlar. Galatasaray cephesinde ise yorum benden.

Yeni Schalke işimize gelir mi?
İki Çilekli denklem

Ayrıca Avrupa'nın en yetenekli oyuncularından Willian'ın Shakhtar'dan Anzhi'ye gidişinin perde arkasını Salih Demirci, İngiltere'nin Finansal Fair-Play benzeri bir uygulama getirişinin aslında ne anlam ifade ettiğini İsmail Şayan anlattı. Bu iki yazı da özel olarak tavsiye.

Willian Kaf Dağı'nın ardında
Premier Kartel

Utopia

Bir çizgiroman dükkanında başlayan, arkasından peş peşe cinayetlerle aksiyona dalan Utopia, bir İngiliz bilim-kurgu, aksiyon dizisi.... İsminden de bekleneceği üzere dünyanın geleceği üzerine şekillenen dizi son dönemde izlediğim en sürükleyici serilerden.  Dizide boş karakter de yok, hemen hepsi üzerine düşünülmüş, diziye yön verebilecek farklılıklara sahip.

Henüz ilk sezonunda ve İngilizlerden alışkın olduğumuz üzere 1'er saatlik 6 bölümle sezonu kapatıyorlar. 5 bölümü yayınlanmış durumda, final bölümü de bu hafta gelecek. Eğer siz de İngiliz tarzı dizileri seviyor ve sürükleyici bir şeyler arıyorsanız Utopia aradığınız yapım olabilir.

Torrent: http://eztv.it/shows/774/utopia/

Spor Kritik 15.02.2013 | Akhisar-Galatasaray

Didier Drogba ağırlıklı Akhisar Belediyespor-Galatasaray yorumu oldu program, izlemek isteyenler için link:

http://tvarsivi.com/player.php?y=446&z=2013-02-15%2023:27:00

Fatih Terim, Galatasaray ve Stuttgart


Geçen ay Divan üyeliği hakkı elde eden Fatih Terim’in dünkü Divan Kurulu Toplantısı’nda ortaya koyduğu gelecek projeksiyonu Galatasaray’ın geleceği ümit verici ve birbirinden doğru tespitlerle dolu. Fatih hocanın uzunca altını çizdiği altyapı sorunu ve yetersizliği, nelerin yapılması gerektiği gibi gerçekçi ve akılcı tespitler hocanın kulübün bugününe olduğu kadar yarınına da kafa yorduğunu net şekilde ortaya koyuyor. Galatasaray’ın ‘sadece bir teknik direktörden daha fazlası’ olmayı gerektiren karmaşık, politik atmosferinde bunlara konsantre olabilmek gerçekten çelikten bir irade gerektiriyor. Scout departmanında yapılan Emre Utkucan hamlesi, dünkü yetersizlik vurgusu da önemli, bunlar için hak ettiği takdir ayrı ama Fatih hoca bunlardan da önemlisi bugüne dair bir fotoğraf ortaya koyuyor ve bu fotoğrafın yılların birikimiyle hiç iç açıcı olmadığı ortada.

Fatih hoca belki başka bir yerde bulamayacağımız bir detayı kamuoyuyla paylaştı. Devre arası transfer döneminde imza bedelleri dahil toplam 15.5 milyon avro bonservisi, yıllık 8.5 milyon avro maliyeti gözden çıkarabilecek kadar mali açıdan kudretli bir kulübün altyapıya ayırdığı yıllık toplam paranın 1.6 milyon dolar olduğunu öğrendik misal. Raphael Hongstein imzalı ‘Almanya kendini nasıl yeniden yarattı?’ başlıklı SI yazısında Stuttgart altyapı direktörü Thomas Albeck ise 2010’da yıllık 5 milyon dolarlık bir bütçeye sahip olduğunu açıklamıştı. TFF’nin resmi dergisi Tam Saha’da Koray Göktaş’ın yaptığı araştırmaya göre Stuttgart’ın Süper Lig’den 6, PTT 1.Lig’den 17 takımdan daha fazla oyuncuyu Türkiye milli takımlarına gönderiyor olması bu açıdan hiç tesadüf değil.

Fatih Terim gibi isimler daha fazla söz sahibi oldukça anlık tatmin ve övgülerin tatlı geldiği harcamalar kadar kulübün geleceğini inşa edecek altyapı, scouting gibi kalemlere de daha fazla yatırım yapılabilir veya yapılması gerek. Fatih hocanın aynı konuşmadaki “kişilerden bağımsız, benli veya bensiz” vurgusu her ne kadar kelime anlamıyla doğru da olsa bu hamlelerin yapılabilmesi için Fatih hocanın orada olması şart gibi gözüküyor. Yoksa arama, tarama ‘Sneijder’i oynayacak hoca’ üzerine olur, Galatasaray altyapısı milli takıma yollayacak oyuncu bulamazken –bir başka deyişle bugünkü tablo devam ederken- Stuttgart’ın yetiştirdiği oyuncuları ancak televizyondan izleriz.

Not: Yazı Galatasaray yerine Fenerbahçe, Sneijder yerine Meireles yazılarak da okunabilir.