Sporda Linç Kültürü: Ömer Aşık & Hidayet Türkoğlu

Blogu takip edenler bilir ki burda fazlaca basketbol yazılarına yer vermiyorum. Basketbolu takip etmediğimden değildir bu aslında, sıkı bir NBA ve milli takım takipçisi olsam da blogların farklılık yaratması gereken mecralar olduğuna inanırım ve basketbolda bunu yapabileceğime emin olmadığımdan seyrek tutuyorum yazılarımı. Genellikle iyi yazanları okumayı tercih ediyorum diyelim. Ancak Eurobasket 2009'da ilk 5 maçta artan beklentiler ve ardından ufak nüanslarla kaybedilen maçlar spor kamuoyumuzun içinde yatan canavarı ortaya çıkarmasına yetti ve üstünden biraz zaman geçmesine rağmen buna sessiz kalmak içime pek sinmedi açıkçası. Bu oyuncular kahramanken şimdi turnuvayı veren adamlar ilan edildiler. Turnuvaya mutlak favori gelmişiz de Ömer Aşık'ın faulleri, Hidayet Türkoğlu'nun umursamazlığı yüzünden vermişiz gibi davranılması fazlasıyla aşina olduğumuz uç tepkilerden biri millet olarak. Her türlü takım sporunda aynı problemi yaşıyorsak bu bakış açısı en büyük pay sahiplerinden biri.

Bu turnuva boyunca bu linç kültüründen en büyük payı alan Ömer Aşık'ın bence en formda ve verimli birkaç oyuncumuzdan biri olması da fazlasıyla ironik. Benzetme ne kadar oturuyor, bilemem ama Sabri'nin isabetsiz şut denemeleri, İbrahim Üzülmez'in ortaları izleyiciler üzerinde ne etki yaratıyorsa Ömer'in serbest atışları da benzer bir etki bıraktı. Bizim kültürümüzde bir günah keçisi yaratıp onunla alay etmek önemli bir yeri var, insanlar oynanan oyundan çok "bir sakarlık yapsa da eğlensek" derdinde daha çok. Ömer Aşık ise bu eğlenceye yem edilmeyecek kadar önemli bir isim Türk basketbolu adına.

Ömer Aşık altyapılarda yıldızı Oğuz Savaş, Semih Erden kadar parlak bir isim değildi, son üç sezonda kaydettiği aşama ve Türk basketbolunda edindiği yeri altyapıdaki şöhretle kestirmeden değil tamamen performansıyla elde etmiş bir oyuncu. İki sene önce NBA draftına gireceği belli olduğunda ikinci turda dahi ismi geçmiyordu neredeyse ama o gösterdiği performans ve nadir bulunan atletik yetenekleriyle öyle büyük bir dikkat çekti ki Fenerbahçe Ülker'le 2 senelik bağlayıcı bir kontratı olmasa Mirsad ve Hidayet'ten sonra ilk turdan draft edilen üçüncü Türk oyuncusu olması işten bile değildi. Mock draftlar ABD'de büyük ölçüde bellidir, bu denli büyük yükselişler ABD içinde dahi sınırlıdır. Ömer Aşık'ın nasıl bir gelişim gösterdiğini burdan anlayabiliriz rahatlıkla.

Tamam, gerçekten kötü bir serbest atış stiline sahip Ömer ama Eurobasket'teki yüzdesinin psikolojik bir tarafı da vardı fazlasıyla. Birçok uzun oyuncunun başının belasıdır serbest atış, bu konuda yetenekli uzun sayısı da fazlasıyla kısıtlıdır kısa oyunculara göre. Dünyanın gelmiş geçmiş en dominant pivotu Shaq %60 üstü serbest atış attığında büyük bir gelişim gözüyle bakılırdı NBA'de, ona yapılan taktik faullere 'Hack to Shaq' denildi uzun süre. "Ömer serbest atış çalışsa atabilirdi, demekki iyi çalışmıyor." şeklinde bir düz mantık yürütemezsiniz uzun oyuncularda çünkü çalışma her şeyi tek başına getirmiyor. Zıplama nasıl bir atletik yetenekse el koordinasyon da aynı şekilde bir fiziksel yetenektir.Nasıl çalışarak smaç basmayı öğrenemezseniz bazı profosyonel oyuncular da oyunun diğer yanlarında çok başarılı olsalar da kötü bir serbest atışçı olabilirler, siz buna dayanarak bu işi bıraksın deme lüksüne sahip değilsiniz. Ben de bir basketbolsever olarak airball atmasına kızdım elbette ama aynı Ömer Aşık Pau Gasol'un, Marcin Gortat'ın üstünden smaç yapacak kadar dominant bir pota altı oyuncusu olabildiğini de unutmadım. %23'le serbest atış atması elbette problem ama %66.7'lik iki sayı yüzdesi ne olacak peki? Ersan İlyasova'dan sonra en iyi sayı ortalamasına sahip olması, ya da en fazla ribaund alan oyuncumuz olması? "Aşık mısın olum kaçırıyon, ehüeheühe" demeden önce bunları da bilmek gerekiyor.

Beklentilerin düşük olduğu bir turnuvaya iyi başlamanın, sonra tek hücumla çeyrek finali kaybetmenin cezasının kesildiği bir diğer oyuncu da Hidayet Türkoğlu. Ona gelen eleştirilerse ağırlıklı olarak oynadığı reklamlar ve Toronto Raptors'ta imzaladığı kontrat üstünden oluyor genellikle. Bizim insanımızın bir diğer özelliği de bu, bir oyuncu iyi bir yere gelmeye görsün, anında "şımardı" damgasını yemeye mahkumdur. Hidayet Türkoğlu bunu bertaraf edebilmek için bir MJ performansı ortaya koymalıydı ama malesef standardını bile tutturamayınca meydan para avcılarına kaldı. NBA'de aldığı kontrat son sezonlarda gösterdiği performansın ödülüydü, iyi bir kontrat imzalaması bundan sonra biyonik bir adam olarak her maç 20 sayı 5 ribaund 5 asist yapabileceği anlamına gelmiyor. Beni de fazlasıyla hayal kırıklığına uğrattı Hidayet'in performansı ama hazırlık döneminde ve turnuvanın ilk maçlarında 'takımın lideri' kimliğini fazlasıyla ortaya koyabilen, karakterini birebir olarak takıma yansıtabilen bir görüntüdeydi. Ne olduysa hafif bir sakatlığı olduğu haberi sonrasında oldu. NBA finallerine uzanan yorucu NBA sezonu sonrası formunu koruyabileceği zaten soru işaretiydi ama dizi de söylenildiği kadar etkili olduysa söylenecek fazla bir şey yok.

Hidayet beklentilerin fazlasıyla uzağında kaldı bir şekilde orası kesin ama bunu Turkcell reklamında oynadığı ya da Toronto'dan aldığı kontrat sebebiyle yapmadı. Nedenleri tamamen sportiftir, bunun aksini iddia etmekse bence Hidayet'in sporcu kimliğine bir hakarettir. NBA'e gittiği ilk dönemden beri hiçbir kapris yapmadan milli takıma gelen ve hemen her turnuvada elinden gelenin en iyisini yapan da Hidayet Türkoğlu'ydu, Hidayet ilk kez bu turnuvada oynamıyordu. Hayal kırıklığı yaşamakla belden aşağı vurmak arasında çok çok kalın bir çizgi var. Zaten o çizgiyi görebildiğimizde birçok şey değişecek. Umarım...

Bu Yazıyı Paylaş!

Bookmark and Share

24 yorum:

barış dedi ki...

basketbol postunun altına yine futboldan bahsetmek istemezdim ama sabrinin durumu ömer aşıktan çok farklı. bir kere sabri o uzaktan şutları çekmek zorunda değil, hem yeteneksiz hem de inadına deniyor, serbest atıştaki gibi zorunluluğu yok. ikincisi ömer aşık serbest atışlar dışında işini gayet iyi yapıyor. sabrininse süper yıldız havasında yerini hep boş bırakması, uzaktan şutlarından ve rezil ortalarından daha çok deli ediyor beni. evet böylece alakasız bir yerde daha sabriye olan kinimi kusuyorum ve gidiyorum.

father vic dedi ki...

bir oyuncunun turnuvaya asılmadığını hücum değil savunma performansıyla değerlendirebilirsiniz. en azından ben buna inanırım çünkü herkes sayı atıp yıldızlaşmak isteyebilir ama savunmada didinmek çoğu zaman angarya olarak gözükür, özellikle türk oyuncular için.

işte bu yüzden hidayet 'şımardı, kendini zorlamadı' gibi eleştirilere katılmıyorum. çünkü hücumdaki başarısız performansına rağmen savunmada çok önemli işler yaptı.

hücumda neden başarılı olamadı. yorgunluk diyebiliriz, sakatlık diyebiliriz ve bana göre sahanın nba standartlarından dar olması ve pota altının rahat kapanması, hücumcuya kolay yardım gelmesine bağlıyorum..dirk nowitski kadar iyi bir şutör olmadığı içinde sayı istatistiği vasatın altında kaldı..

ömer aşık'a gelince..bence turnuvanın en iyi pivot performanslarından birine imza attı.gruplar sonrası gasolu bir kenara bırakırsak 1 numara diyebiliriz ancak serbest atış yüzdesini görmezden gelmek de olmaz..ben uzun bir oyuncudan % 80 atmasını beklemem ama %23 de sadece uzun olmasına bağlanacak bir şey değil..en az % 60 düzeylerine çekebilir yeterli bir çalışmayla..fazlası için de dediğin gibi yetenek gerekli.

Spooky dedi ki...

Bence linç kültüründen çok bazılarımızın sahip olduğu hassasiyetlere sahip olmayanların ahkam kesme kültürü baskın. Yazının girişinde bahsettiğin fark yaratma durumu aslında kilit. Benim hassasiyetten kastım da bu.
Senede iki tane basketbol maçı izleyen adamlar mümkünse Hidayet veya Ömer hakkında yorum yapmasınlar.

csyasoo dedi ki...

Ömer'in %66.7'lik iki sayı yüzdesi bence abartılacak birşey değil.O istatistiğin ne kadarı şut atarak oluşmuş ona bakmak lazım.Bi kere bizim takımdaki en büyük eksiklik şutu olan 4 ve 5 numaraların azlığı.Eskiden Mirsad çok iyi iş yapıyordu bu özelliğinden dolayı.Hatta buna Hüseyin Beşok'uda ekleyebiliriz.

Ömer'in savunma yönüne lafım yok ama hücüm yönü beni tatmin etmiyor kısacası.

Hido konusuna gelirsek ki Uğur bilmem hatırlarmısın turkforum'da bizim basket tayfası 3 sene önce hido'ya demediğini bırakmıyordu.Buna bende dahil.Fakat son 3 senedeki büyük sıçrayışı hepimizi susturdu.Aslında sadece bizi değil bütün basketseverleri susturdu.Bu turnuvada da ö dönemlere benzer bir performans sergileyince eleştiriler kaçınılmaz oldu hido için.

pclion dedi ki...

Ömer Aşık zaten Hidayet, Mehmet seviyesinde hücumu dominant edecek bir oyuncu değil Yasin ama görüldüğü gibi iyi kullanılırsa gayet iyi bir skor katkısı da verebiliyor. Savunma tarafında çok iyi. Bence harika bir rol oyuncusu ve NBA'e giderse iyi bir pivot yedekleyicisi olur, 15-20 dakika sırıtmadan oynar...

Anonymous dedi ki...

Birincisi Ömer Aşık'ın genel olarak bir linçe uğradığını düşünmüyorum.Eğer milli takım seviyesine gelmiş bir oyuncu 15/47 faul atıyorsa bırakın da eleştirilsin.Ancak Ömer Aşık adı geçen her cümlenin sonunda bir övgü de mevcut.Zaten basketbola geç başlayan bu oyuncunun gelişimi gayet sevindirici.Bir de Semih Erden'i düşününce...

Hidayet'e gelince;Bu gözler Tony Parker,Nowitzki gibi yıldızları milli takımlarını tek başlarına sırtladıklarını görünce gönül aynısını tabiki Hidayet'ten de bekliyor.Ama yine olmadı.Hidayet'in NBA finalinde gösterdiği ciddiyeti(ciddiyetten kastım şut seçimleri,gereksiz top kayıpları vb..) milli takımda görememek açıkçası beni de oldukça üzüyor.Bunun da eleştirilmemesinde pek bir neden göremiyorum.Hatta ağır bir şekilde de eleştirilebilir.Ancak Eleştiride kaldığı sürece...

99'da sanırım Erman Kunter yönetiminde yine Keremli Hidayetli kadro 8.olmuştu.O kadrodakiler büyüdüler adam oldular.Avrupada,amerikada yıldız oldular.Ama değişen birşey yok.Başa döndük...

Turgay Demirel basketbolun Demirel'i olma yolunda.Tanjevic'e ise diyecek lafım yok.Allah mesut etsin...

hhkahraman dedi ki...

Ömer Aşık'ın en büyük sorunu istikrarlı olmaması. Bir maç çok iyi oynarken diğer maç takıma önemli katkılar veremiyor. Gerçi bu çoğu oyuncumuz için geçerli. Ancak aynı istikrarsızlığı serbest atış konusunda kesinlikle göremiyoruz Ömer'de. Milli bir oyuncunun %23 ile serbest atış atması diye bir şey olamaz. Shaq bile öğrenmişti bir ara faul atmayı. Ömer'in hemen bu sene buna çare bulması şart. Hem bu sayede 2010 Dünya ŞAmpiyonası'nın en iyi oyuncularından biri olma fırsatını yakalayabilir.

rap dedi ki...

thank you

aea dedi ki...

Eğer Sabri yerine Tuncay deseydiniz 10 nümero bir yazı olacakmış ama şu haliyle 9.9 nümero olmuş :D

Her Yol Roma dedi ki...

Hidayet'in "sallamama", "şımarma" gibi davranışları hiç olmadı, olmaz da. Ama şunu da söyleyim, Hidayet kadroda yer almasa 8.likten daha yukarıda olacağımızdan eminim.

Bu arada ufak bir hata olmuş, Ömer'in FT yüzdesi 23 değil, 32.

emre dedi ki...

Yazıya tam anlamıyla katılıyorum ..Ayrıca bu eleştirileri yazanların çoğu bulundukları noktaya emeğiyle değil torpille gelmişdir..Gerçekden bu işden anlayanlar bu meslekde ya kaybolmuşlardır yada tepedelerdir.

babayaro dedi ki...

el koordinasyonu yorumuna katılmıyorum, çünkü hücumda çok yumuşak bitirişler yapabiliyor. çalışmama da değil sadece yanlış stil üzerinde çalışıyo bence. farklı bişeyler deneyip yoğunlaşması şart serbest atışlarda.

reverdy dedi ki...

hidayet türkoğlu türk spor tarihinin en başarılı sporcusudur naim süleymanoğul ile birlikte.naim times'a kapak olduğu için başarısı taçlandırıldı burda farkettiyseniz başarıdan kasıt ülke tanıtımına , ülke imajına yaptığı katkıdan bahsediyorum. hidayet türkoğlu şu haziran ayında yaptıklarıyla bir çok milli takımın vs yıllar boyu yapamadığını yaptı . insanlar "turk" diye bahsettikleri adam türk insanıyla hiç bir alakası olmayanların bize karşı bir sempati beslemesini sağladı. bizler her dünya kupasında arjantin senin avustralya benim takımları tutup o ülke insanına karşı sempati besliyoruz ya , işte hidayet'in yaptığı da bu. ancak 82 + 26 play-off maçı sonrası bu adam milli takıma gelebiliyorsa önünde saygı ile eğilmekten başka bir şey yoktur hele ki çok çok ağır bir play-off serisi oynadıktan sonra.
ömer aşık için ise serbest atış kaçırması yüzünden eleştiren adamlar genellikle eleştiri için sebep bulamayan adamlardır.yani basketboldan pek çakmayan ama günün konusu o olunca "abi sokucaktı o serbest atışları" , "çalışıcak yapıcak . işi bu değil mi? " tarzında konuşanlar olduklarından pek bir değeri olduğunu düşünmüyorum.ömer aşık geçtiğimiz sezonki talihsiz diz dönmesini yaşamasaydı bu sezon daha ileri seviyede olabilirdi o tüm sezonu kaçırdığı sakatlık (milli takım kampında oldu) kendisinin NBA kariyerine mal olmuş olabilir maalesef.

madamerica dedi ki...

ben bu "x i yapamiyor ama y yi z yi iyi yapiyor elestirmeyin cocugu" savunmasina katilmiyorum. iyi yaptigi seyleri yapmasa zaten milli takimda isi ne? kimse omer asik bu takimda olmasin, basketbolu biraksin gitsin kabzimal olsun demiyor ki. ortada bir gercek var, omer asik'in serbest atis atamamasi bizi olasi bir finalden etti, %23 degil de %60 atsaydi en azindan madalya almistik, bu varsayim degil gercek. lebron james gibi bir adam bile serbest atis yuzdesi yuzunden kiyasiya elestirildi, %70 in altinda olan yuzdesini bir sezonda %78-79 a cekti. o zaman yazsaydik "lebron super smac vuruyor ribaund aliyor takiminin asist krali, serbest atis atamiyor diye kizmayin cocuga" diye. boyle sey mi olur? seneye dunya sampiyonasinda yine kritik bir macta omer asik 10 da 1 atarsa o zaman ne diyecegiz? yaptigi katkiyi bir anda sifirlamis olacak. aglaya aglaya da olsa ogrenecek, 1 sene baska hicbir is yapmasa yeridir.

hidayet konusunda ise katiliyorum, yunanistan macini normal surede kazansaydik kesinlikle kahraman olacak goklere cikarilacakti cunku son ceyrekte cosmustu. simdi ruhsuz oldu balon oldu, buyuk bir ikiyuzluluk var.

emre elmas dedi ki...

Çok güzel bir yazı olmuş öncelikle tebrikler.

Açıkçası maçları izlerken bende Hidayet'e Ömer'e kızdım.

Ama hidayet 16 da 1 attığı maçta bile savunma'da takıma çok iyi katkı veriyordu. Ama bazen hakikatten hücumda iyi bir lider olarak hareket etmediğini düşünüyorum. Bazen çok zorlama atışlar kullanıyordu, gerçi bundan avrupada ki iyi yardım savunmalarının da payı olduğu düşünüyorum.

Ayrıca bu turnuva göstediki kritik anlarda topun elinde olması gereken oyuncu Kerem. Ömer ve Ersan'la beraber en iyi oyuncularımızdı. Hücumda çok doğru kararlar verdi. Hidayet bence oyunun kritik dakikalarında geri plana çekilip sazı Kerem'e vermeliydi.

Ömer konusuna gelince de Ömer'in kötü faul atmasının kesinlikle kabul edilebilir yanı yok. Hoş bu kötü bile değil gerçi o derece. Nerdeyse sokaktan geçen adamın ulaşabileceği bir oran bu %32. Kesinlikle Ömer'in bu konuya yoğunlaşması gereken bir konu. Madamerica'nın dediği gibi Ömer yüzde 60 larda atsa şu an madalya atmış olabilirdik. Milli takım seviyesindeki bir oyuncu için hakikatten vahim bir durum.

Genel olarak performansımızdan memnunmuyum? Tabiki evet. Yiğidi öldür ama hakkını ver misali. Turnuva'da final oynayan 2 takımı da yendik. Favori falan değildik.
Yunanistan maçından sonrası zaten bizim için önemli değildi. 5. olsak da birşey değişmeyecekti bizim için.

Ayrıca Dünya kadar eksiğimiz vardı. Mehmet, Serkan yoktu. Hüseyin Mirsad, Tutku Tanjevic'in seçimlerinden dolayı bu takımda yoktu.

dejavu dedi ki...

Maçın beşinci dakikasında beş sayı geriye düşünce yuh kaybettik ulan diyip bitime 10 dakika kala 2 sayı öne geçince koyduk ulan diye bağıran bir topluluğun linç çalışması bu, başka birşey değil. Ciddiye almamak, çok da takılmamak lazım bence.

Serdar dedi ki...

Ömer'e biraz zaman tanıyalım arkadaşlar. Bu adamın basketbol kariyeri topu topu 6-7 yıl falan ki bunun kafadan 1 senesi sakatlıklarla geçti. Şu anda 90-91 doğumlu ortalama bir altyapı oyuncusu bile Ömer'den daha uzun bir basketbol geçmişine sahip. Eğer 3-4 sene sonra hala bu şekilde faul atıyorsa ağır eleştiriyi hak ediyor ama şu an bu kadar üstüne gitmek biraz da altın yumurtlayan tavuğu kesmekten farksız zira mevcut jenerasyonlar içerisinde yakın zaman içerisinde parlayabilecek Ömer ayarında bir tane uzun yok ufukta. Enes var bir tek o da pure bir center değil daha çok 4 numarada görünüyor geleceği.

Her Yol Roma dedi ki...

@Serdar

Dusan Cantekin'den haberin yok galiba;

http://heryolroma.blogspot.com/2009/06/dusan-cantekin.html

EwUEPZAwERTUwAL dedi ki...

süper bi yazı!

Serdar dedi ki...

@her yol roma

Dusan Cantekin'den haberim var elbette hatta Ramazan Tekin'den de haberim var lakin bu oyuncular daha kendi yaş gruplarında dahi yeterince ışık vermiyorlar ki ileriye dönük büyük beklenti olsun. Dusan o boyuna rağmen Enes Kanter gibi aslında pure center olmayan oyuncuların karşısında bile çok fazla ezildi ki büyükler seviyesinde karşılaşacağı rakipler çok daha sert ve fizikli olacaklar. Genç milli takım seviyesinde de genelde vasatın ötesine geçtiğini göremedim. Ömer de çok büyük şeyler vaat etmiyordu ama gösterdiği gelişim inanılmaz Dusan'sa zaman ilerledikçe daha da geriye gidiyor gibi. Bunda da en büyük etken artık bir yerden sonra sadece boy üstünlüğünün yetmiyor olması. Kaldı ki Ömer'in atletik meziyetlerinin yarısı bile Dusan'da yok. Ayrıca bildiğim kadarıyla geçirdiği ameliyat nedeniyle 7-8 ay boyunca dinlenecekmiş. Yani bu yıl belki Efes'te süre alabilirdi ama bu ameliyat olayı özellikle bu yılki gelişimi için önemli bir handikap olacaktır. Gerçi ameliyat olayı araya girmeseydi de Ataman'ın ona güveneceğini sanmıyorum. Elinde olsa tüm takımı yabancılardan kuracak bir koçtan bahsediyoruz ne de olsa.

Her Yol Roma dedi ki...

@ Serdar

Ömer Aşık 16-17 yaşında basketbola başlayıp, 20-21 yaşında bile Semih ve Oğuz'un olduğu kadroya giremiyor ve kiraya gönderiliyorsa, henüz 17 yaşındaki Dusan için biraz erken konuşuyoruz demektir.

Dusan Pertevniyal'de kiralık oynadıktan sonra bu sezon Efes'e döndü ve süre de alacaktır. Sakatlık olayından inan haberim yoktu.

Ama şu olayı da unutmayalım ki Enes bu yaz genç milli takımda iken, Dusan ümit seviyesinde milli oluyordu, pozisyonları farklı da olsa Dusan bir üst seviyedeki milli takımda oynadı yani.

Bu da Ergin Ataman'ın açıklaması;


"Dusan, Avrupa'nın en önemli isimlerinden biri olmaya aday. Genç Takımımız geçen sezon onun önderliğinde şampiyon oldu. Kendisi 2. ligde Pertevniyal'de oynadı. Bu sezon ise Dusan'ı A Takım'a alacağız. Ondan faydalanmayı düşünüyoruz. Zaman zaman dakika vermeyi düşünüyoruz. Kasun ve Kaya'nın arkasında iyi pişecek. 2.20 metre boyunda ve çok iyi bir tekniği, çok etkili bir blok özelliği var. Sadece fizik olarak biraz zayıf. Cesaretle ona takımda yer vermeyi düşünüyoruz."

Saygılar.

Serdar dedi ki...

@her yol roma

Sevgili dostum, sözlerimi polemik olarak algılama lütfen postun konusunun da epey dışına çıktık farkındayım ama sadece kişisel görüşümü yazmak istiyor ve seninkini de merak ediyorum.

Dusan'ın boyu gerçekten yaşıtlarına hatta kendisinden büyüklere göre bile hayli uzun ama bu boy avantajı yüzünden Avrupa'da yıldız adayı olarak görülüp de sonradan vasatın ötesine geçememiş çok oyuncu var çünkü bugün Avrupa basketbolunda fiziksel dayanıklılık ve atletik yetenekler uzun boydan daha önemli. Dusan fizik olarak zaten çok dominant bir oyuncu değil. Enes'le karşılaştırmak ya da bir tutmak mümkün değil kendisini çünkü Enes senelerdir yaşça kendisinden büyüklerle oynamış ve kendisindeki potansiyeli net bir şekilde göstermiş bir oyuncu. TBL'i geçtim EL'de bile ciddi süreler aldı. Dusan ya da Ramazan için bunları söyleyemiyoruz. Gerçi Ramazan daha çok genç ama Dusan'ın ileride vasat bir pivot olmanın ötesine geçeceğini hele hele pozisyonunun değişmezlerinden biri olacağına şahsen ben ihtimal vermiyorum.

Ömer Aşık basketbola geç başlamış olsa da kendisinde sonradan kazanılamayacak olan bir takım meziyetler vardı ve sıkı çalışarak geç başlamanın getirdiği bazı dezavantajları kapatarak bu noktalara kadar geldi ki hem kulüp hem milli takımda kendisine arka çıkan teknik ekiplerle çalıştı. Ömer tarzı hızlı gelişim gösteren oyuncular çok nadir çıkarlar.

Ataman'ın Dusan'la ilgili görüşlerini çok önce okumuştum ama şu bir gerçek ki Ataman oyuncu geliştiren değil hazır oyuncu üzerinden iş yapan bir antrenör. Bir Aydın Örs veya ne kadar beğenmesek de Tanjeviç değil. Dusan sakatlanmasaydı da Efes'te çok fazla bir şans bulamayacaktı. Zaten Efes'in son yıllarda altyapıdan çıkan oyuncuları a takıma monte etmekte büyük sıkıntıları varken Dusan'ın da bu döngüde bir istisna olacağını sanmıyorum. Takımda kalır muhtemelen fakat iyi bir yedek olmanın dışına çıkması zor.

Bu isimler dışında benim gelecekte Enes'e katılmasını beklediğim 4 ve 5 numaralardaki muhtemel yıldız adaylarım Karşıyaka'nın genç pivotu Furkan ve Fenerbahçe Ülker'den Berkay'dır. Bu iki oyuncu da boy olarak çok uzun olmasalar da atletik ve teknik yetenekleriyle Dusan'dan çok daha fazla ümit vaat ediyorlar ve bunu hem kendi yaş gruplarında hem de milli takımlarda defalarca ispatladılar. Furkan zaten uzun süredir A takımda oynuyor. Berkay'ın da gelecek seneden itibaren 4 numara sorunu iyice kangrene dönüşen Fenerbahçe'de A takıma çıkacağını ve birkaç sene içerisinde bayrağı devralacağını düşünüyorum. Enes gibi NCAA yolunu tutar mı bilemiyorum ama ben EL'nin bu tarz oyuncular için NCAA'den çok daha iyi bir gelişim sağladığına inanıyorum.

Tabi tekrar ediyorum ki tüm bunlar benim şahsi gözlemimdir ve kişisel fikir olmanın ötesinde herhangi bir bağlayıcılığı da yoktur. Yanılabilirim de elbette hatta umarım Dusan benim gibi düşünenleri haksız çıkarır.

Her Yol Roma dedi ki...

@Serdar

Öncelikle seviyeli yorumların için teşekkürler, niyetimizin polemik yaratmak olmadığı belli zaten. Anlaşmak zorunda da değiliz, konuşalım. Yeter ki 2010'da da 2001'deki gibi bir başarı yakalayalım.

Enes'i Euroleague'de ve TBL'de izledik, başarılı da oldu. Ancak Dusan'ı açıkçası ben izlemedim TV'de ya da tribünde.

Onu da bir görmek lazım gelir, bu kadar methedilen bir oyuncu. Sırp asıllı, o eğitimi belki alamadı/alamayacak ama bizim 2.10'luk Tamer Oyguç'tan başka uzunumuz yokken, aynı boydaki Kukoc 1-2-3 oynayabiliyordu.

Belki ahım şahım bir adam olmayacaktır ama ben Dusan'ın bir Muresan, Duenas ya da Constantin Popa olduğunu da düşünmüyorum. Ilgauszkas ve Sabonis gibi örnekler de var. Umalım ki 2. gruba benzesin :)

Teşekkürler, saygılar

CaRtMaNtR dedi ki...

Ömer'in Alpella'daki son sezonunda bir iki maçta kendisini canlı olarak izlemiştim. Hücumda poziyon alma konusunda inanılmaz hatalar yapıyordu. Genelde topu çemberin çok altında bir yerde alıp sonrada kendi kendini zorluyordu skor üretmek için.

Bu şampiyonada ise bu eksiğini ne kadar geliştirmiş görme şansım oldu. Bu nedenle serbest atışlarınında gelişime açık bir kusur olduğuna inanıyorum ki kendisinin Ersan ve Cenk'in sürüklediği izmirdeki gençler turnuvasında ham ama ışık veren halinden şu haline gelmeside gelişmek için çalışabilen biri olduğunu işaret ediyor.

Hedo konusunda ise en önemli suçlu bence Tanjeviç'tir yıldız oyuncunda olsa hücumda bu kadar kötü olduğu bir günde en azından süresinden biraz kısması gerekirken onu sahada tuttu. Kadroda kanat oyuncularını savunabilecek uygun opsiyonlar varken Hedo'yu bu kadar hırplamak hata oldu ki Tanjeviç takımına başına geldiğinden bu yana kadro tercihi hatalarını yazmakla bitirmek mümkün değil.