Galatasaray Muhabirleri

Kadir Çetinçalı, Özgür Buzbaş, Pınar Argun hatta Süleyman Rodop. Medyadaki belli başlı Galatasaray muhabirleri olarak ön plana çıkan isimler bunlar ve basında çıkan Galatasaray haberlerinin altında çoğunlukla bu isimlerin imzaları var. Bir Galatasaraylı medya eleştirisi yapacaksa muhabirleri de bu işin içine katmak zorunda.

Aslında isimlerden daha çok çalıştıkları kurumlar ön plana çıkar yapılan ya da hazırlanan haberin kalitesinde ama öyle ya da böyle işini iyi yapan ve yapmayanı ayırt edebilecek kadar takip ediyoruz bu insanları. Kadir Çetinçalı'yı bir kenara ayırmak lazım hemen, ben kendimi bildim bileli Galatasaray muhabiridir bu adam, o yüzden Galatasaray muhabirleri hakkında iki kelam edeceksek ilk önce ondan başlamamız gerek.

Son bir-iki seneyi saymazsak ciddi anlamda takip ederdim ben Kadir Çetinçalı'yı, şu medyada en çok güvendiğim bir-iki isimden biriydi. Bir fikir oluştururken verdiği transfer haberlerini, takım içi durumla ilgili geçtiği bilgileri referans alıyordum. Bir ara Galatasaray TV'de yayınlanan Sarı-Kırmızı Gündem'de kendini aşmıştı zaten, hiçbir yerde duyamayacağınız birçok şeyi söyleyiveriyordu gazı alınca. Özhan Canaydın Galatasaray başkanıyken (şimdi ne kadar uzak geliyor değil mi, aman uzak olsun) yönetim güdümlü bir kanalda bile dozunda eleştirileri yapmasını biliyordu. Hatta bundan feyz alıp kendisini ASY.net forumlarına davet etmişliğim dahi vardır.

Ne olduysa ondan sonra oldu zaten, yeni yönetim işe başladıktan sonra alışılageldik çizgisinden ciddi olarak sapmaya başladı. Yaptığı haberler asılsız çıkmaya başladı, transfer haberleri Süleyman Rodop tadı verir oldu bir süre sonra. İsmini gördüğüm yerde yine de habere bir göz atarım ama eski güvenim yok Kadir Çetinçalı'ya karşı. Bir muhabirin, bir yazarın asıl referans noktası Galatasaray kulübü olmalıdır, yönetimle ya da futbol takımıyla olan ilişkileri değil. Yanlış ya da asılsız haber olabilir ama benim için en büyük günah kişisel meseleleri Galatasaray'ın önüne koymaktır bir yazar için. Aynı hatayı yapan bir diğer kişi de Gökmen Özdemir'dir mesela, zerre itimadım yoktur söylediklerine.

Şimdilerde haberlerine, verdiği anektodlara güvendiğim bir muhabir var, o da Özgür Buzbaş. Biraz kanalının getirdiği sempati de yok diyemem hani, daha NTV günlerindeyken "Bir spor kanalı açsalar da izlesek" dediğimiz bir kanalın muhabirine biraz torpil geçmemiz pek de sürpriz olmasa gerek. Az önce dediğim gibi, bir muhabirin işini doğru yapabilmesi için önce çalıştığı kurumın bir duruşu olması gerekir, Özgür Buzbaş'ın avantajı da bu olsa gerek. Kadir Çetinçalı kadar eski bir muhabir olmadığı için henüz işin yazarlık kısmını görebilmiş değiliz tabii ama yaptığı haberlerde bence güvenilir bir çizgi tutturmayı başardı. Galatasaray yönetimiyle arasında geçtiğimiz aylarda bir problem yaşanmış olsa da (ki bunun sebebi Meira haberini yönetimin istediğinden erken duyurmasıdır.) hatalı bir duruş sergilemediği düşüncesindeyim. Medyayı adam akıllı takip eden herkes bir haberin dilinden ve zamanlamasından kulübe zarar verme amacı taşıyıp taşımadığını anlayabilir, Özgür Buzbaş'ın böyle bir haberine rastlamadığımı söyleyebilirim.
Yalnız Özgür Buzbaş demişken ilginç bir detayı paylaşmadan geçmeyeyim, şöyle ufak bir araştırma yaptığınızda onun da spor dünyasında yer edinmeden önce çeşitli figürasyon denemeleri olmuş sinemada, en bilineni ise Kabadayı filmi. Ersin Düzen'in de eski bir dizi oyuncusu olduğunu düşünürsek NTV'nin böyle bir eğilimi olduğu hissine kapılıyor insan. (Önemli Not: Sol taraftaki Bilgehan Demir insanını ihmal ediniz, resmi Kale Arkası'ndan aldığımdan eşantiyon olarak geldi.)

Pınar Argun ise benim futbol dünyasında gördüğüm tek bayan Galatasaray muhabiri, gerçi Bahri Havadır'ın da Galatasaray ağırlıklı bir muhabir olduğunu düşünürsek bu görevi tek başına yapmıyor gibi. Bahri Havadır'ın antipatik, çok bilmiş tavrını göz önünde bulundurduğumda Pınar Argun'u görmeyi bin kere tercih ederim tabii ama bu bana Pınar Argun imzalı bir haberi gördüğümde doğruluğu hakkında bir güven telkin etmiyor. İyi bir muhabir olabilir, en azından sunuş olarak tercih ederim kendisini ama açık söylemek gerekirse Lig TV gibi kaşarlanmış bir kurumda size kendi haberinizi yapmanız için sınırsız özgürlük tanıyacaklarını hiç sanmıyorum, sonuçta belirledikleri sınırlar diğer kanallara göre daha da dar olacaktır.

Süleyman Rodop ise çocukluğumun transfer muhabiridir, bir ara her gece yan odadan Star Spora bağlanır, her gece de değişik bir ismi Galatasaray'a getirirdi. Bu "Şu an uçakta, geldi gelecek, inmek üzere, valla!" haberciliğinin yaratıcılarındandır kendisi, Veron haberi dün gibi aklımda hala. Ekran başındakileri ikna etmek için şu semtteki bir özel okula çocukları adına iki kontenjan ayrıldı, efendim şurda şu ev kiralandı diye anektodlar serpiyordu araya, ekran başındakiler de kırılıyordu gülmekten. Böyle adamlar da lazım yahu, en azından sallama işini iyi yapıyordu, gülüp eğleniyorduk biraz...

Bu Yazıyı Paylaş!

Bookmark and Share

6 yorum:

papaz dedi ki...

Bilgehan Demir Şampiyonlar Ligi anlatsın istiyoruz, aptal olalım, futbola küselim, boğaz köprüsünden atlayalım istiyoruz :)

sahinkurt dedi ki...

yaşar yalçın ı unutmamak lazım.o olmasa fotomaç ın galatasaray sayfaları olmaz.sayesinde moral buluyoruz.öyle güzel transfer haberleri veriyor ki yalan olduğunu biliyorsun ama inanmak istiyorsun.

sembolist dedi ki...

Süleyman Rodop ismini duysam '' Florayda sıcak saatler'' cümlesi aklıma gelir.Asparagas haberlerin ve transferlerin eklo ismi:(tabi bunu büyüdkten sonra 20 li yaşlarda öğrendik:))

Mete Jr. dedi ki...

Valla Özgür abimiz'in bu hafta i.b.b maçı için verdiği 11'de hiç Semih'in ismi geçmedi ama ilk 11'de oynadı Semih , arasıra bu tip hatalar olmasına rağmen yine de en çok Ntv'ye ve muhabirlerine güvenirim.


Bu arada arkadaşlar resimde Bilgehan Demir'i görünce aklıma geldi , bu adam amatör hakemdir benim 3 yıl önce 14-16 sezonumda 2 maçımı yönetmişti yan hakem olarak :D

Özgür Buzbaş dedi ki...

öncellikle yazı için teşekkür ediyorum.güvenilir olmak ve güven kazanmak televizyonculukta oldukça zor.birincisi hiç bir haberi yaparken kulübe zarar veririz yada yarar sağlarız şeklinde düşünmüyorum.doğruluğuna güveniyorsam yazıyorum.bu beni bir kaç kez yöneticilerle de karşı karşıya getirdi ancak bu işin doğasında bu tür durumlar var ve olgunlukla karşılıyorum.maç öncesi verdiğimiz "muhtemel ilk 11'e" gelince isminden de anlaşılacağı gibi tahmin ediyoruz maça çıkacak kadroyu.aldığımız haberleri değerlendirerek bir beklentimizi aktarıyoruz.hiç bir muhabir yada gazeteci hiçbir maç öncesi teknik direktörden kesin 11'i alamaz.bu teknik direktörlük açısından da çok önemli bir konudur.bazen teknik adamlar ilk 11'lerini maça çok yakın zamanlarda değiştirirler.bu yüzden bu konuda her söylediğimiz kesin olmuyorum.ayrıca haberlerin arkasında ki tek başarı teker teker muhabirlerden de gelmiyor.arkamızda çok önemli bir ekip var(ntvspor olarak tabi).ilginize teşekkürler.

Anonymous dedi ki...

Erhan Telli'yi unutuyorsunuz! Size geçen sezon Kocaelispor ile Galatasaray arasında oynanan karşılaşmada yazdığı maç öyküsünü bulup, okumanızı şiddetle öneririm ((=

Bu arada Telli, Habertürk'te çalışıyor.